Tarih: 25 Ağustos 2014 , Pazartesi | Okunma Sayısı: 131762 |

Çocuklarda boğulma, tıkanma, boğaza birşey kaçması...

Çocuklarda boğulma, tıkanma, boğaza birşey kaçması...

Boğulma/ Chocking 
 
Yemek borusu, ağzımızı mideye bağlayan bir borudur. Ağzımızda çiğneyip küçük parçalar haline getirdiğimiz yemek parçaları mideye inerken, yemek borusunu kullanır. Ağız ya da burun yoluyla nefes aldığımızda da yemek borusunun hemen önünde uzanan soluk borusu, nefesi akciğerler ile dış ortam arasında taşır. Yemek borusu ile soluk borusunun başladıkları yerde, dil kökümüzün hemen gerisinde epiglot denen kıkırdak yapı yer alır, bu kıkırdak yapı, nefes alıp verdiğimizde yemek borusunun girişini, yutkunduğumuz zaman da ağız içindekilerin akciğere kaçmasını engellemek için soluk borusunun girişini kapatır. 

Erişkinler dakikada 20 kez nefes alıp verirken, sakin durumdaki bebeklerde dakikadaki nefes sayısı 40 civarındadır. Bebek büyüdükçe dakikada aldığı soluk /nefes sayısı azalır. Şimdi, ağzı dolu bir bebeği düşünelim, hem dakikada en az 40 kez nefes alıp verecek (emme gibi aktif bir iş yaptığında nefes sayısı daha da artmış olacak), hem de ağzına hızla boşalan anne sütünü ya da mamayı yutmaya çalışacak. Doğum sonrasi ilk günlerde daha fazla ama günler içinde azalmakla beraber yaklaşık ilk 1-2 ay günler içinde bebek bu şaşkınlığı sık yaşar yani anne sütü ya da mama soluk borusuna kaçar, halkımın deyimiyle 'yanlış tarafa kaçırır'. Bebek boğulur gibi olur, öksürerek soluk borusuna kaçırdığı mama ya da anne sütünü oradan çıkartmaya çalışır. Öksürmek, vücudumuzun koruyucu mekanizmalarından biridir ve akciğer için büyük bir basınç yaratarak soluk borusundaki besinin hızla dışarı atılmasını sağlar. 

Bebek büyüdükçe bu risk azalmakla beraber, cocuklarda da özellikle ağız içi doluyken, hapşurma, gülme, kafasını ani sağa sola çevirme gibi durumlarda yemekler soluk borusuna kaçabilir; ama bazı besinlerin bu riski daha da arttırdığını bilmemiz gerekir. Tıkanma ve boğulma durumlarına en sık ilk 3 yaşta rastlanır.

Yabancı cisim, eğer soluk borusundan atılamaz veya akciğere doğru ilerlerse tıkanan yerin seviyesine güçre nefes alıp vermekle ilgili farklı klinik tablolar görülür. Besin eğer soluk borusunu tam tıkadıysa, soluk alıp vermek imkansız hale gelir, ani başlayan öksürük genellikle ilk semptomdur, çocuk nefes alamadığından çırpınmaya ve morarmaya başlar, yardım edilmezse 5 dakika sonra beyin oksijensizliğe dayanamadığından kalıcı hasarlar gelişmeye başlar. Akciğerlere kaçtıysa, tıkadığı yerin ardında kalan yerde bir süre sonra hava dolaşımının bozulmasına bağlı zatürre tablosu gelişebilir. Bulgular genellikle en az birkaç gün sonra ortaya çıkar yani olayın hemen devamında şikayet olmaması maalesef olayın tamamen atlatıldığı anlamına gelmeyebilir bu nedenle birkaç gün sonra çıkan şikayetler için doktora başvurulduğunda boğulma hikayesi doktora anlatılmalıdır.  Eğer ana bronşlardan biri tam tıkandıysa, sağlam akciğer tıkalı olanın görevini üstlenir; ama daha çok çalışmak zorunda kalır, yani çocuk daha hızlı ve zorlu nefes alıp verir. Bazen de tıkanmanın seviyesine ve tıkadığı yerin çapına göre her nefes alıp vermede ötme şeklinde ses duyulabilir.

Yukarıda anlatılan riskler düşünüldüğünde, çocuklara 4 yaşından önce soluk borusunu tıkama potansıyeli olan besinler verilmemelidir...
-Her çeşit kuruyemiş ve yağlı tohumlar (Türkiye'de akciğere en sık kaçan besin aycekirdeğidir)
-Tam tane şeklinde besinler: üzüm tanesi,kuru üzüm mısır tanesi, nar tanesi....
-Çiğ ve sert sebzeler/meyveler, taneli sebzeler
-Meyve çekirdekleri: kiraz, karpuz, erik...
-Şeker, marshmellow, jöle şeklindeki şekerler, draje, sakız, 
-Mısır patlağı
-Pastil
-İlaçlar

Başlangıçta klinik tablo vermeyen ama zamanla su alarak şişen yabancı cisimler (nohut, fasulye....) günler içinde klinik tablo verebilirler ve bulgular ağırlaşabilir.

Sadece yiyecekler değil, küçük oyuncak parçaları, küçük saat pilleri, balon, matal para, düğme, inci boncuk boğulmalara ya da akciğerler kaçarak çeşitli semptomlara neden olabilirler. Küçük piller boğulma ve tıkanma semptomlarına ek olarak bir de doku nekrozu oluşturduğu için özellikle çok tehlikelidir.

Güvenlik uyarıları:
-3-4 yaşına kadar olabildiğince  üzüm, nar, mısır taneleri, kuruyemişler, yağlı tohumlar, çekirdekleri olan meyveler, yumuşak / sert şeker, sakız, pastil vermeyin.

İyice çiğnemeden yutmaması gerektiğini anlatın.
-Ağzı doluyken güldürmeyin, konuşturmayın, koşup oynayıp zıplamasına izin vermeyin.

-Küçük parçalar yada küçük yemek parçaları ile yalnız bırakmayın. Bebeğiniz/çocuğunuz yemek yerken de gözünüz üzerinde olsun, asla yalnız bırakmayın; çünkü ne oluyorsa ayrıldığınız zamanlarda oluyor. 'Şimdi yanındaydınız, 1dakikalığına ayrıldınız ve oldu' değil mi?

-Yerlere dökülme olasılığı olan taneli besinler konusunda uyanık olun, özellikle emekleme döneminde her bulduklarını ağızlarına atabilirler (sadece ağza değil, burun ve vaginaya da birşeyler sokuşturabilirler.) 

-Parmak gıdalara(link) başladığınız dönemde çiğ yerine haşlanmış, yumuşak sebze ve meyveleri tercih edin ve mutlaka küçük parçalara bölerek verin.
-Oyuncak alırken yaşına uygun olan ve küçük parçalar içermeyen oyuncakları tercih edin.

-Arabayı siz kullanıyorsanız ve bebek/çocuk arka koltukta ise, asla eline yiyecek yada küçük parçalı oyuncak vermeyin. Taşıt içinde hem sizin güvenliğiniz, hem de araç dışındakilerin güvenliğini tehlikeye atmayın.

Kurtarıcılar
Tam tıkanma varsa çok acil 112'yi arayin. İlkyardım bilgisi olan birinden yardım isteyin. Çocuk nefes alabiliyor durumdaysa, çok kıpırdatmadan sağlık ekiplerinin gelmesi beklenir; ama tam tıkanıklık var ve morarma başladıysa çeşitli manevralar uygulanabilir:

-Yenidoğanda bebek ön kol üzerine yüzü aşağı bakacak şekilde, kafası daha aşağıda olmak üzere yatırılır. Üzerine yatırılan kolun işaret parmağı ile ağız açık tutulabilir. Sırtına 3-4 kez kuvvetlice, basınç yönü aşağı olacak şekilde vurulur. Bu sayede akciğer içinde basınç yaratılmış olur ve yabancı cismin basınçla dışarı atılması sağlanabilir. 

-Süt çocuğunda bebek sırtüstü, kafa aşağıda olacak şekilde yatırılır ve önde göğüs kafesinin birleşme yerinin hemen altına 2 parmak ile basınç uygulanır.

 

-Daha büyük çocuklarda, çocuğun kürek kemiklerinin ortasına yani sırtına 1-2 kez yukarı doğru kuvvetlice vurmak denenebilir. Fayda etmediyse heimlich manevrasi uygulanır. Çocuk, kucağa oturtulur ya da arkasına geçilir ve yumruğunuz çocuğun göğüs kafesinin hemen altına yerleştirilir. Basıncın yönü yukarı olacak şekilde ardarda 2-3 kez basınç uygulanır, erişkinler için de ayni manevra geçerlidir.



-Bebek ve küçük çocukların ağzına el ya da parmak sokulmaz, daha da ilerlemesine neden olabilir.
-İki kaşın arasındaki deriyi yukarı kaldırıp 'helal helal' demenin maalesef bu durumlara çok faydası yoktur.

Sadece katı besinler değil, sıvı besinler ve sıvı maddeler de boğulmaya neden olabilir. Bu nedenle su dolu kapları, çocukların erişiminden uzak tutmakta fayda var. İçilen madde bir gıda maddesi değil ve kimyasal içerikli bir maddeyse gastroenteroloji uzmanı ve çocuk cerrahına da danışmakta fayda olabilir.

Boğulmaya neden olmasa da çocukta huzursuzluk, ailede endişe ve bazen de doktora başvurmayı gerektiren balık kılçıklarına dikkat etmek ve özellikle küçük çocuklara dikkatle ayıklayarak vermek gerekir.

 

 

 

 

 

 

 

İlginizi çekebilir:Dr annem deneyimler

Üye girişi

Şifre Beni Hatırla Şifremi Unuttum
Üye Ol

Reklam

Bu sitede yazılan herşey bilgilendirme amaçlıdır, tavsiye niteliğindedir. İlaç, reçete ve tedavi yerine geçmez. Özellikle tıbbi durumlarda bebeğiniz/çocuğunuzu en iyi tanıyan, bebeğinizin gelişimini takip eden çocuk doktorunuza danışmanız önerilir.
Tarih: 25 Ağustos 2014 , Pazartesi | Okunma Sayısı: 131762 | Yazdır

Çocuklarda boğulma, tıkanma, boğaza birşey kaçması...

Çocuklarda boğulma, tıkanma, boğaza birşey kaçması...

Boğulma/ Chocking 
 
Yemek borusu, ağzımızı mideye bağlayan bir borudur. Ağzımızda çiğneyip küçük parçalar haline getirdiğimiz yemek parçaları mideye inerken, yemek borusunu kullanır. Ağız ya da burun yoluyla nefes aldığımızda da yemek borusunun hemen önünde uzanan soluk borusu, nefesi akciğerler ile dış ortam arasında taşır. Yemek borusu ile soluk borusunun başladıkları yerde, dil kökümüzün hemen gerisinde epiglot denen kıkırdak yapı yer alır, bu kıkırdak yapı, nefes alıp verdiğimizde yemek borusunun girişini, yutkunduğumuz zaman da ağız içindekilerin akciğere kaçmasını engellemek için soluk borusunun girişini kapatır. 

Erişkinler dakikada 20 kez nefes alıp verirken, sakin durumdaki bebeklerde dakikadaki nefes sayısı 40 civarındadır. Bebek büyüdükçe dakikada aldığı soluk /nefes sayısı azalır. Şimdi, ağzı dolu bir bebeği düşünelim, hem dakikada en az 40 kez nefes alıp verecek (emme gibi aktif bir iş yaptığında nefes sayısı daha da artmış olacak), hem de ağzına hızla boşalan anne sütünü ya da mamayı yutmaya çalışacak. Doğum sonrasi ilk günlerde daha fazla ama günler içinde azalmakla beraber yaklaşık ilk 1-2 ay günler içinde bebek bu şaşkınlığı sık yaşar yani anne sütü ya da mama soluk borusuna kaçar, halkımın deyimiyle 'yanlış tarafa kaçırır'. Bebek boğulur gibi olur, öksürerek soluk borusuna kaçırdığı mama ya da anne sütünü oradan çıkartmaya çalışır. Öksürmek, vücudumuzun koruyucu mekanizmalarından biridir ve akciğer için büyük bir basınç yaratarak soluk borusundaki besinin hızla dışarı atılmasını sağlar. 

Bebek büyüdükçe bu risk azalmakla beraber, cocuklarda da özellikle ağız içi doluyken, hapşurma, gülme, kafasını ani sağa sola çevirme gibi durumlarda yemekler soluk borusuna kaçabilir; ama bazı besinlerin bu riski daha da arttırdığını bilmemiz gerekir. Tıkanma ve boğulma durumlarına en sık ilk 3 yaşta rastlanır.

Yabancı cisim, eğer soluk borusundan atılamaz veya akciğere doğru ilerlerse tıkanan yerin seviyesine güçre nefes alıp vermekle ilgili farklı klinik tablolar görülür. Besin eğer soluk borusunu tam tıkadıysa, soluk alıp vermek imkansız hale gelir, ani başlayan öksürük genellikle ilk semptomdur, çocuk nefes alamadığından çırpınmaya ve morarmaya başlar, yardım edilmezse 5 dakika sonra beyin oksijensizliğe dayanamadığından kalıcı hasarlar gelişmeye başlar. Akciğerlere kaçtıysa, tıkadığı yerin ardında kalan yerde bir süre sonra hava dolaşımının bozulmasına bağlı zatürre tablosu gelişebilir. Bulgular genellikle en az birkaç gün sonra ortaya çıkar yani olayın hemen devamında şikayet olmaması maalesef olayın tamamen atlatıldığı anlamına gelmeyebilir bu nedenle birkaç gün sonra çıkan şikayetler için doktora başvurulduğunda boğulma hikayesi doktora anlatılmalıdır.  Eğer ana bronşlardan biri tam tıkandıysa, sağlam akciğer tıkalı olanın görevini üstlenir; ama daha çok çalışmak zorunda kalır, yani çocuk daha hızlı ve zorlu nefes alıp verir. Bazen de tıkanmanın seviyesine ve tıkadığı yerin çapına göre her nefes alıp vermede ötme şeklinde ses duyulabilir.

Yukarıda anlatılan riskler düşünüldüğünde, çocuklara 4 yaşından önce soluk borusunu tıkama potansıyeli olan besinler verilmemelidir...
-Her çeşit kuruyemiş ve yağlı tohumlar (Türkiye'de akciğere en sık kaçan besin aycekirdeğidir)
-Tam tane şeklinde besinler: üzüm tanesi,kuru üzüm mısır tanesi, nar tanesi....
-Çiğ ve sert sebzeler/meyveler, taneli sebzeler
-Meyve çekirdekleri: kiraz, karpuz, erik...
-Şeker, marshmellow, jöle şeklindeki şekerler, draje, sakız, 
-Mısır patlağı
-Pastil
-İlaçlar

Başlangıçta klinik tablo vermeyen ama zamanla su alarak şişen yabancı cisimler (nohut, fasulye....) günler içinde klinik tablo verebilirler ve bulgular ağırlaşabilir.

Sadece yiyecekler değil, küçük oyuncak parçaları, küçük saat pilleri, balon, matal para, düğme, inci boncuk boğulmalara ya da akciğerler kaçarak çeşitli semptomlara neden olabilirler. Küçük piller boğulma ve tıkanma semptomlarına ek olarak bir de doku nekrozu oluşturduğu için özellikle çok tehlikelidir.

Güvenlik uyarıları:
-3-4 yaşına kadar olabildiğince  üzüm, nar, mısır taneleri, kuruyemişler, yağlı tohumlar, çekirdekleri olan meyveler, yumuşak / sert şeker, sakız, pastil vermeyin.

İyice çiğnemeden yutmaması gerektiğini anlatın.
-Ağzı doluyken güldürmeyin, konuşturmayın, koşup oynayıp zıplamasına izin vermeyin.

-Küçük parçalar yada küçük yemek parçaları ile yalnız bırakmayın. Bebeğiniz/çocuğunuz yemek yerken de gözünüz üzerinde olsun, asla yalnız bırakmayın; çünkü ne oluyorsa ayrıldığınız zamanlarda oluyor. 'Şimdi yanındaydınız, 1dakikalığına ayrıldınız ve oldu' değil mi?

-Yerlere dökülme olasılığı olan taneli besinler konusunda uyanık olun, özellikle emekleme döneminde her bulduklarını ağızlarına atabilirler (sadece ağza değil, burun ve vaginaya da birşeyler sokuşturabilirler.) 

-Parmak gıdalara(link) başladığınız dönemde çiğ yerine haşlanmış, yumuşak sebze ve meyveleri tercih edin ve mutlaka küçük parçalara bölerek verin.
-Oyuncak alırken yaşına uygun olan ve küçük parçalar içermeyen oyuncakları tercih edin.

-Arabayı siz kullanıyorsanız ve bebek/çocuk arka koltukta ise, asla eline yiyecek yada küçük parçalı oyuncak vermeyin. Taşıt içinde hem sizin güvenliğiniz, hem de araç dışındakilerin güvenliğini tehlikeye atmayın.

Kurtarıcılar
Tam tıkanma varsa çok acil 112'yi arayin. İlkyardım bilgisi olan birinden yardım isteyin. Çocuk nefes alabiliyor durumdaysa, çok kıpırdatmadan sağlık ekiplerinin gelmesi beklenir; ama tam tıkanıklık var ve morarma başladıysa çeşitli manevralar uygulanabilir:

-Yenidoğanda bebek ön kol üzerine yüzü aşağı bakacak şekilde, kafası daha aşağıda olmak üzere yatırılır. Üzerine yatırılan kolun işaret parmağı ile ağız açık tutulabilir. Sırtına 3-4 kez kuvvetlice, basınç yönü aşağı olacak şekilde vurulur. Bu sayede akciğer içinde basınç yaratılmış olur ve yabancı cismin basınçla dışarı atılması sağlanabilir. 

-Süt çocuğunda bebek sırtüstü, kafa aşağıda olacak şekilde yatırılır ve önde göğüs kafesinin birleşme yerinin hemen altına 2 parmak ile basınç uygulanır.

 

-Daha büyük çocuklarda, çocuğun kürek kemiklerinin ortasına yani sırtına 1-2 kez yukarı doğru kuvvetlice vurmak denenebilir. Fayda etmediyse heimlich manevrasi uygulanır. Çocuk, kucağa oturtulur ya da arkasına geçilir ve yumruğunuz çocuğun göğüs kafesinin hemen altına yerleştirilir. Basıncın yönü yukarı olacak şekilde ardarda 2-3 kez basınç uygulanır, erişkinler için de ayni manevra geçerlidir.



-Bebek ve küçük çocukların ağzına el ya da parmak sokulmaz, daha da ilerlemesine neden olabilir.
-İki kaşın arasındaki deriyi yukarı kaldırıp 'helal helal' demenin maalesef bu durumlara çok faydası yoktur.

Sadece katı besinler değil, sıvı besinler ve sıvı maddeler de boğulmaya neden olabilir. Bu nedenle su dolu kapları, çocukların erişiminden uzak tutmakta fayda var. İçilen madde bir gıda maddesi değil ve kimyasal içerikli bir maddeyse gastroenteroloji uzmanı ve çocuk cerrahına da danışmakta fayda olabilir.

Boğulmaya neden olmasa da çocukta huzursuzluk, ailede endişe ve bazen de doktora başvurmayı gerektiren balık kılçıklarına dikkat etmek ve özellikle küçük çocuklara dikkatle ayıklayarak vermek gerekir.

 

 

 

 

 

 

 

İlginizi çekebilir:Dr annem deneyimler